Selin, kliniğin kapısından içeri girerken kalbinin hızlı hızlı attığını fark etti. Avuçları terlemişti. İçinde tarif edemediği bir huzursuzluk vardı ama bunu yorgunluğa yordu. İnşallah diye geçirdi içinden, derdime derman olur bu diyetisyen.
Koridorun bir köşesinde Semra teyze oturuyordu. Dudaklarında belirsiz bir gülümseme, gözlerinde ise sabit ve hesaplı bir bakış vardı.
Kimse benim kurduğum düzeni bozamaz, diye düşündü. Gitsin de elim iyice güçlensin.
Selin derin bir nefes alıp kapıyı çaldı ve içeri girdi.
“Hocam,” dedi çekingen bir sesle, “kayınvalidem çare sizde diyor. Lütfen bana yardımcı olun.”
Diyetisyen Selin’i baştan aşağı süzdü. Solgun değildi, yürüyüşü düzgündü, gözleri canlıydı. Oturmasını işaret etti. Ardından kapıya doğru dönerek sesini nazikçe yükseltti.
“Teyzeciğim,” dedi, “ben gelininle yakından ilgileneceğim. Hasta mahremiyeti gereği bizi yalnız bırakabilir misin, rica etsem?”
Semra’nın yüzünde kısa bir gölge geçti. Hızla toparlandı.
“Ben onun annesi sayılırım,” dedi, hafif alınmış gibi. “Benden gizlisi yok kızımın… ama yine de siz bilirsiniz hocam.”
Ayağa kalktı, Selin’in omzuna hafifçe dokundu.
“Dışarıda bekliyorum kızım,” dedi. “Merak etme.”
Kapı kapandığında odanın havası değişti. Sessizlik ağırlaştı.
Diyetisyen Selin’e tekrar baktı.
Gayet de sağlıklı görünüyor, diye düşündü. Problemi ne acaba? Kayınvalidesiyle de arası iyi gibi… Boşuna mı şüphelendim? Kadının günahını aldım galiba…
“Anlat bakalım,” dedi sonunda. “Nedir sıkıntın? Sana nasıl yardımcı olabilirim?”
Koridorun dışında Semra teyze sandalyede öne doğru eğilmişti. Kulak kesilmişti.
Off kahretsin, diye içinden söylendi. Hiçbir şey duyulmuyor…
Selin konuşmaya başladı. Sesi yorgun ve kırılgandı.
“Metabolizmam çok hızlı çalışıyor hocam. Bağırsaklarım sürekli bozuk. Günden güne zayıflıyorum… ve hep yorgunum. Ne kadar yesem de toparlayamıyorum.”
Diyetisyen dosyayı tekrar açtı, tahlillere baktı.
“Fakat tahlillerinde hiçbir sorun görünmüyor,” dedi net bir sesle.
Selin acı bir gülümsemeyle başını salladı.
“Maalesef öyle… Kaç doktora gittim, hep sonuç aynı.” Kısa bir duraksama oldu. “Kayınvalidem her gün bir kür yapıyor bana. Bazen iyi geliyor, bazen daha da kötü… Bana öyle tarifler verebilir misiniz diye sormuştum.”
Diyetisyenin bakışları sertleşti ama sesini belli etmedi.
“Senden o kürü gizlice bana getirmeni istiyorum,” dedi. “Bunu yapabilir misin?”
Selin şaşırdı.
“Tabii getiririm,” dedi hemen. “Ama onunla ilgili olduğunu düşünmüyorum. Annem gibidir kayınvalidem… beni çok sever.”
Diyetisyen Selin’in yüzündeki masumiyeti gördü. İçinde soğuk bir his dolaştı.
“Sen yine de bir fırsatını bul,” dedi sakin ama kararlı bir tonla. “En kısa zamanda getir bakalım. En azından emin olalım.”
Selin başını salladı, ikna olmuş gibiydi.
Kapı kapandıktan sonra diyetisyen arkasına yaslandı.
Umarım yanılırım, diye düşündü. Ama maalesef… bazı şefkatler fazla dikkat ister.
O an, bu hikâyenin yalnızca bir zayıflama meselesi olmadığını artık o da hissediyordu.
